STRATEJİK BİRLİKTELİKLERİN TÜRKİYE'YE YARARLARI VE ZARARLARI

Okunma: 88016
Sultangazi 27 Nisan 2026 19:36
Videoyu Aç STRATEJİK BİRLİKTELİKLERİN TÜRKİYE'YE YARARLARI VE ZARARLARI
A
a

Yaşam Gazetesi Sorumlusu Haydar Sürgeç, 29. Dönem Bağımsız Milletvekili Adayı Murat Köprücü ile Türkiye'nin taraf olduğu veya olmadığı stratejik ittifakların ülkeye yarar ve zararlarını konuştu.

Haydar Sürgeç: Sayın Köprücü, hoş geldiniz. Bugün, Türkiye'nin tarih boyunca içinde yer aldığı veya yer almak istediği stratejik birliktelikleri, ittifakları ve bu ittifakların ülkemize getirdiği yarar ve zararları konuşacağız. NATO'dan Avrupa Birliği'ne, Türk-Rus ilişkilerinden Turan Birliği'ne, Arap Birliği'nden Türk-Katar ittifakına kadar birçok stratejik yapılanma var. Bu ittifakların Türkiye'de stratejik, ticari, toplumsal ve sosyal bozulma ve ayrışmalara yol açtığını düşünüyor musunuz?
Murat Köprücü: Haydar Bey, hoş buldum. Sorunuz, Türkiye'nin son yüzyıllık dış politikasının özünü oluşturan çok kritik bir konuyu ele alıyor. Tarih boyunca devletler, yalnız yaşayamayacaklarını, güvenliklerini, ekonomik çıkarlarını ve jeopolitik hedeflerini ancak ittifaklar kurarak veya mevcut ittifakların içinde manevra yaparak koruyabileceklerini bilmişlerdir.
Ancak her ittifakın bir bedeli vardır. Bu bedel, bazen ekonomik bağımlılık, bazen askeri angajman, bazen kültürel erozyon, bazen de toplumsal kutuplaşma olarak geri döner. Türkiye, bu ittifak labirentinde kaybolmuş, hangi arkadaşın gerçek hangisinin çıkar ilişkisi olduğunu çoğu zaman ayırt edememiş bir ülke konumundadır.
 
NATO – KALKAN MI, PRANGA MI?
 
Haydar Sürgeç: NATO ile başlayalım. Türkiye, 1952'den beri NATO üyesi. Bu ittifakın ülkemize yararları ve zararları nelerdir?
Murat Köprücü: NATO, Türkiye için "hayati ama sorunlu" bir ittifaktır. Soğuk Savaş döneminde Sovyet tehdidine karşı Batı'nın kalkanı olan NATO, Türkiye'ye caydırıcılık, askeri modernizasyon ve Batı ile entegrasyon imkânı sağlamıştır. Ancak bugün geldiğimiz noktada, NATO'nun Türkiye için anlamı sorgulanır hale gelmiştir.
Yararları: 
NATO sayesinde Türkiye, modern bir orduya, gelişmiş bir hava savunma sistemine ve Batı'nın askeri teknolojilerine erişim imkânı bulmuştur. Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında ambargoya uğradığımızda bile, NATO şemsiyesi altında tamamen dışlanmadık. Ayrıca, NATO üyeliği, özellikle Soğuk Savaş boyunca, Sovyetler Birliği'nin doğrudan bir saldırı düzenlemesini engellemiştir.
Zararları: 
NATO'nun en büyük zararı, Türkiye'nin stratejik bağımsızlığını sınırlamasıdır. NATO'nun genişleme politikası, özellikle Ukrayna ve Gürcistan'ın üyeliğe alınma çabaları, Türkiye'yi Rusya ile karşı karşıya getirme riskini artırmıştır. Ayrıca, NATO üyesi Yunanistan’ın Türkiye’ye karşı tutumu, "ittifak içinde düşmanlık" gibi bir çelişki yaratmıştır.
PKK ile mücadelede NATO'nun desteği sınırlı kalmış, bazı NATO üyeleri (ABD, Almanya, Fransa) terör örgütüne açıktan veya gizliden destek vermiştir. Toplumsal olarak bakıldığında, NATO üyeliği, "Batıcı" ve "yerlici" kutuplaşmasının derinleşmesine de katkıda bulunmuştur. ABD'nin İncirlik Üssü'nü kullanması, her krizde "Türkiye'ye müdahale edilir mi?" tartışmasını canlı tutmuştur.
 
AVRUPA BİRLİĞİ – HASRETİYLE YANIP TUTUŞTUĞUMUZ KAPALI KAPI
 
Haydar Sürgeç: Avrupa Birliği ise Türkiye'nin en uzun soluklu ve en çok hayal kırıklığı yaşadığı birliktelik. Ne dersiniz?
Murat Köprücü: Avrupa Birliği, Türkiye'nin "adam yerine konulmadığı" bir ilişkidir. 1963 Ankara Anlaşması'ndan bu yana (62 yıl) AB kapısında bekliyoruz. Aday ülkeyiz, müzakere sürecindeyiz ama bir türlü tam üye olamıyoruz.
Kapıda beklerken yıprandık, yorulduk ve itibar kaybettik.
 
Yararları:
AB'ye uyum süreci, Türkiye'de demokratikleşme, insan hakları, hukukun üstünlüğü, kadın erkek eşitliği, çevre standartları, gıda güvenliği ve tüketici hakları gibi birçok alanda iyileşmeye yol açmıştır. Gümrük Birliği, Türkiye'nin Avrupa ile ticaretini artırmış, birçok Türk firmasının Avrupa standartlarında üretim yapmasını sağlamıştır. Ayrıca, AB fonlarından yararlanılmış, birçok altyapı ve kalkınma projesi finanse edilmiştir.
Zararları:
AB süreci, Türkiye'de "Avrupa'ya entegre olmuş modern Türkiye" ile "kendi değerleriyle var olan geleneksel Türkiye" arasında yapay bir kutuplaşma yaratmıştır. "AB'ciler" ve "AB karşıtları" olarak ikiye bölünen toplum, bu ayrışmanın bedelini ağır ödemiştir.
Ayrıca, AB'nin Türkiye'ye karşı çifte standartlı tutumu (örneğin, Yunanistan'a her şey serbest, Türkiye'ye her şey yasak), toplumda derin bir "güvensizlik" ve "vatana ihanet" ediliyor paranoyası yaratmıştır. En önemli zararı ise, AB sürecinin bir "unutma" projesine dönüşmesidir. "Avrupa'ya gireceğiz, o zaman her şey düzelecek" umuduyla, kendi kendimize yeten bir ülke olma hedefi terk edilmiştir.
 
TÜRK-RUS İLİŞKİLERİ – DOST MU, DÜŞMAN MI?
 
Haydar Sürgeç: Türk-Rus ilişkileri ise çok farklı bir hikaye. 15 savaşımız var, ama bir o kadar da işbirliğimiz. Bu karmaşık ilişkiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Murat Köprücü: Türk-Rus ilişkileri, "dost da düşman da değil, mecburi komşu" formülüyle özetlenebilir. 400 senelik ortak tarihimiz var. 16 yüzyıldan beri 15 kere savaştık. 1920'de Kurtuluş Savaşımızda bize yardım ettiler. Soğuk Savaş'ta karşı karşıya geldik. 2000'lerden sonra ise ticaret ve enerjide birbirimize bağımlı hale geldik.
 
Yararları:
Rusya, Türkiye'nin en büyük doğalgaz tedarikçisi ve önemli bir turizm kaynağıdır. Akkuyu Nükleer Santrali, Rusya ile yapılan en büyük ortak yatırımdır. Ayrıca, Suriye ve Libya gibi bölgesel krizlerde, Rusya ile doğrudan çatışmaya girmeden, belirli bir denge ve işbirliği kurulabilmiştir. Türk-Rus işbirliği, özellikle enerji ve savunma sanayiinde (S-400 gibi), Türkiye'nin Batı'ya alternatif bir güç odağı oluşturmasını sağlamıştır.
 
Zararları:
Rusya, aynı zamanda Türkiye'nin en büyük tehditlerinden birinin (PKK/YPG) destekçisidir. Suriye'de YPG'ye verdikleri destek, Türkiye'nin güney sınırında bir terör koridoru oluşmasına yol açmıştır. Ekonomik olarak, Rusya'ya olan enerji bağımlılığı, Türkiye'yi Rusya'nın elinde bir "rehine" haline getirmiştir. S-400 krizi, Türkiye'nin NATO ile ilişkilerini germiş, F-35 programından çıkarılmamıza yol açmıştır. Toplumsal olarak, Rusya ile ilişkiler, "Doğu" ve "Batı" kutuplaşmasını derinleştirmiş, "Rus düşmanlığı" ile "Rus hayranlığı" arasında gidip gelen bir toplumsal psikoloji yaratılmıştır. Her krizde, "Rusya bizimle mi, yoksa YPG ile mi?" muamması yaşanmıştır.
 
TÜRK-KATAR İLİŞKİLERİ – STRATEJİK MÜTTEFİK Mİ, YALNIZLAŞMA MI?
Haydar Sürgeç: Son dönemde en çok konuşulan ittifaklardan biri de Türkiye ile Katar arasındaki stratejik ortaklık. Bu ilişkiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Murat Köprücü: Türkiye-Katar ilişkileri, özellikle 2017'de Katar'a uygulanan ambargo sırasında büyük bir sınav verdi ve bu sınavdan başarıyla çıktı. Katar, Türkiye'nin Körfez'deki en yakın müttefiki haline geldi.
Yararları:
Katar, Türkiye'ye ekonomik kriz dönemlerinde önemli miktarda yatırım ve döviz swapı desteği sağlamıştır. Katar'da kurulan Türk üssü, Türkiye'nin Körfez bölgesindeki askeri varlığını ve etkinliğini artırmıştır. İki ülke arasında askeri, ticari ve kültürel birçok alanda işbirliği geliştirilmiştir. Ayrıca, bu ittifak, Türkiye'nin Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölgesel rakipleri karşısında elini güçlendirmiştir.
Zararları:
Türkiye'nin Katar ile yakınlaşması, diğer Körfez ülkeleri (Suudi Arabistan, BAE, Bahreyn, Mısır) ile ilişkilerin gerginleşmesine, hatta kopma noktasına gelmesine yol açmıştır. Bu durum, Türkiye'nin bölgede yalnızlaşmasına ve İslam dünyasındaki liderlik rolünü kaybetmesine neden olmuştur. Ayrıca, Katar-İlişkileri, iç politikada da kutuplaşmaya yol açmıştır. "Katar hayranları" ve "Katar düşmanları" olarak ikiye bölünen bir toplumsal yapı oluşmuş, "Katar'a peşkeş çekildi" tartışmaları ayyuka çıkmıştır.
 
NATO – AVRUPA BİRLİĞİ – ARAP BİRLİĞİ – TURAN BİRLİĞİ
BÖLGESEL BÜTÜNLEŞMELER VE TÜRKİYE
Haydar Sürgeç: Arap Birliği, Turan Birliği, İslam Birliği gibi bölgesel bütünleşme çabaları var. Bunlar Türkiye için ne ifade ediyor?
Murat Köprücü: Bölgesel bütünleşme çabaları, aslında Türkiye'nin "kimliği" ile ilgili bir sorudur.
Arap Birliği: Türkiye, Arap Birliği'ne üye değildir, gözlemci üyedir. Nedeni, Arap Birliği'nin etkin bir yapı olmamasının yanı sıra, birliğin tarihsel olarak Türkiye'ye karşı mesafeli durmasıdır. Arap Birliği'nin en büyük faydası, Arap dünyası ile ticari ve kültürel bağları güçlendirmiş olmasıdır. Ancak en büyük zararı, özellikle Filistin-İsrail meselesinde, Arap dünyasının Türkiye'den beklentileri ile Türkiye'nin stratejik çıkarları arasında bir çatışma yaratmış olmasıdır.
Turan Birliği: Turan Birliği, Türk devletleri arasında siyasi, ekonomik ve kültürel bütünleşmeyi hedefleyen bir projedir. Bugün Türk Devletleri Teşkilatı (eski adıyla Türk Konseyi) olarak varlığını sürdürmektedir. Bu oluşumun faydası, Türkiye'nin Orta Asya ile olan bağlarını güçlendirmesi, enerji ve ticaret yollarını çeşitlendirmesi ve Türk dünyasını bir araya getiren bir platform olmasıdır. Zararı ise, bu oluşumun henüz çok güçsüz olması ve bölgesel güçlerin (Rusya, Çin) baskısı altında olmasıdır. Ayrıca, "Turan" söylemi, iç politikada "Turancılar" ve "Turancı olmayanlar" arasında bir ayrışma yaratmış, "Turan'cılık" ile "Pantürkizm" korkusu yaratılmıştır.
İslam Birliği: İslam Birliği, İslam ülkeleri arasında siyasi ve ekonomik bütünleşmeyi hedefleyen bir projedir. Bugün İslam İş birliği Teşkilatı olarak varlığını sürdürmektedir. Bu oluşumun faydası, İslam dünyası ile Türkiye arasında kültürel ve dini bağları güçlendirmiş olmasıdır. Ancak en büyük zararı, bu oluşumun siyasi olarak çok güçsüz olması ve İslam ülkeleri arasındaki derin ayrışmaları (Sünni-Şii, Arap-İran, Körfez-Katar vb.) yansıtmasıdır.
 
 
DEMİRPERDE, ŞANGAY BEŞLİSİ, KUZEY-GÜNEY İTTİFAKLARI
KÜRESEL GÜÇ DENGELERİ
 
Haydar Sürgeç: Demirperde, Şangay Beşlisi, Kuzey-Güney İttifakları gibi kavramlardan da bahseder misiniz?
 
Murat Köprücü: Demirperde, Soğuk Savaş döneminde Doğu Bloku'nu (Sovyetler Birliği ve uyduları) Batı Bloku'ndan ayıran ideolojik, ekonomik ve fiziki sınırdır. Demirperde'nin yıkılması, Türkiye'nin jeopolitik konumunu tamamen değiştirmi, yeni fırsatlar (Orta Asya, Kafkasya) yaratırken, yeni tehditleri de (etnik çatışmalar, terör, göç) beraberinde getirmiştir.
 
Şangay Beşlisi (bugün ŞİÖ): Şangay İşbirliği Örgütü, Çin, Rusya ve Orta Asya cumhuriyetlerinin oluşturduğu, güvenlik, ekonomi ve enerji alanlarında işbirliği yapan bir platformdur. Türkiye, 2012'de diyalog ortağı, 2022'de de "şimdiki karşılığı Şangay Beşlisi üyesi ülkelerin genel kurulunda gözlemci üye" olmuştur. ŞİÖ, Türkiye'ye Asya ile entegrasyon fırsatı sunarken, aynı zamanda ABD ve NATO ile ilişkileri de karmaşık hale getirmiştir.
 
Kuzey-Güney İttifakları: Soğuk Savaş sonrası dönemde ortaya çıkan "Zengin Kuzey (AB, ABD, Japonya)" ve "Fakir Güney (Afrika, Latin Amerika, Asya'nın büyük bölümü)" ayrışmasıdır. Türkiye, konumu itibarıyla bir "Kuzey" ülkesi gibi davranmaya çalışırken, "Güney"in sorunlarını da (yoksulluk, göç, terör) doğrudan yaşamaktadır. Bu ikili yapı, Türkiye'nin kimlik bunalımını derinleştirmiştir.
 
Yararları: Bu küresel ittifaklar, Türkiye'ye çok kutuplu dünyada manevra kabiliyeti sağlamıştır. Bir bloka tam bağlı olmamak, bazen NATO ile bazen ŞİÖ ile, bazen AB ile bazen Rusya ile, bazen ABD ile bazen Çin ile işbirliği yapabilme imkanı sunmuştur.
 
Zararları: Ancak bu "herkesle iyi geçinme" politikası, "kimsenin güvenilir müttefiki olmama" riskini de beraberinde getirmiştir. NATO içinde güvenilirliğimiz sarsılmış, AB'ye tam üyelik umudu iyice azalmış, ŞİÖ'ye tam üye olamamışız. Sonuçta "kıyıda köşede kalmış" bir ülke konumuna düşmüşüzdür.
 
 
Haydar Sürgeç: Peki tüm bu ittifaklar içinde en çok hangisi Türkiye'yi yanılttı?
 
Murat Körücü: En çok yanılan, belki de en çok umut bağladığımız oldu: Avrupa Birliği. Bizi beklettiler, şartlarını sürekli değiştirdiler, çifte standart uyguladılar. Ama asıl yanılgı kendimizdendi. Onlara rağmen ayakta durabileceğimizi unuttuk. İttifaklar araçtır, amaç değildir. Biz araçla amacı karıştırdık.
 
Haydar Sürgeç: Son olarak, Türkiye'nin ittifak politikasını nasıl özetlersiniz?
 
Murat Köprcü: Herkesle masaya otur, kimseyle evlenme. İttifak yap, ama bağımsızlığından ödün verme. Her bloktan al, ama hiçbirinin esiri olma. Bunu başarabilen ülke, bugün dünyada parmakla gösterilir. Biz daha yolun başındayız. İttifaklarda kaybettiklerimiz, kazandıklarımızdan çok oldu. Ama hâlâ umut var. Yeter ki stratejik bağımsızlığımızı kaybetmeyelim.
 
Haydar Sürgeç: Çok teşekkür ederiz Sayın Köprücü.
 
Murat Köprücü: Ben teşekkür ederim. “Unutmayalım, bir ülkenin en büyük ittifakı, kendi milletiyle kurduğu güven bağıdır.
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat