Alevi inanç ve irfan geleneği, insanı hamlıktan kemale, nefisten hakikate ulaştırmayı hedefleyen bir yol öğretisidir. Bu yolun temelinde ise “Dört Kapı Kırk Makam” anlayışı yer alır. Şeriat, tarikat, marifet ve hakikat… Her biri on makamdan oluşan bu dört kapı, insanın hem zahirini hem batınını olgunlaştıran bir eğitim sürecidir. Bu yolculuğun ilk eşiği ise Şeriat Kapısıdır.
Şeriat kapısı, çoğu zaman yalnızca kurallar bütünü gibi algılansa da Alevi öğretisinde bundan çok daha derin bir anlam taşır. Şeriat, dinin zahiri hükümlerine uymayı; haram ile helali bilip gözetmeyi; adalet, doğruluk ve kul hakkı hassasiyetini hayatın merkezine koymayı ifade eder. Bu kapı, insanın önce kendisiyle yüzleşmesini, davranışlarını terbiye etmesini ve toplumsal sorumluluk bilinci kazanmasını amaçlar.
Alevilikte şeriat, korkuya dayalı bir disiplin değil; bilince dayalı bir sorumluluktur. İnsan, önce eline, beline ve diline sahip olmayı öğrenir. Yalan söylememek, haksız kazanç elde etmemek, kimseyi incitmemek, kul hakkına riayet etmek bu kapının temel taşlarıdır. Çünkü Hakk’a giden yol, önce insanın insana zarar vermemesiyle başlar.
Şeriat kapısı olmadan diğer kapılara geçmek mümkün değildir. Sağlam bir temel atılmadan yükselen bina nasıl ayakta kalmazsa, zahiri terbiyesi olmayan bir insanın batıni yolculuğu da eksik kalır. Bu nedenle şeriat kapısı, yolun başlangıcıdır ama aynı zamanda yolun sigortasıdır. İnsan bu kapıda ahlaki bir disiplin kazanır; iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan ayırt etmeyi öğrenir.
Tarikat kapısında nefis terbiyesi, marifet kapısında ilahi bilgi ve hikmet, hakikat kapısında ise Hakk’a vuslat ve insan-ı kâmil olma hedeflenir. Ancak bu yüksek mertebelere ulaşmanın ilk adımı, şeriat kapısında atılır. Kırk makamın her biri, insanın iç dünyasını aydınlatan bir kandil gibidir. Kişi bu basamakları sabırla ve bilinçle geçtikçe Allah’a yaklaşır; kendini bilen, Rabbini bilir sırrına erer.
Bugün toplum olarak en çok ihtiyaç duyduğumuz şey, işte bu şeriat kapısının özünü doğru anlamaktır. Şeriat, ayrıştıran değil birleştiren; korkutan değil bilinçlendiren; baskı kuran değil adaleti tesis eden bir anlayıştır. İnsan haklarına saygı, adaletli paylaşım, dürüst ticaret ve kul hakkına riayet, Alevi yolunun temelidir.
Şah Hatayı’nın dediği gibi;
“Yol bir, sürek bin birdir.”
Bizler, bu yolun yolcuları olarak önce zahirimizi, sonra batınımızı arındırmalı; dört kapı kırk makam anlayışıyla kendimizi yenileyerek Hakk’a layık bir kul olma gayreti içinde olmalıyız. Çünkü Alevilikte esas olan, insanı incitmemek; gönül yıkmamaktır. Yıkılan gönül, Kâbe’den üstündür anlayışı bu yolun özüdür.
Şeriat kapısı, bir son değil; bir başlangıçtır. O kapıdan içeri giren, artık yolun talibidir. Ve talip olan bilir ki; her adım bir imtihan, her makam bir sorumluluktur.
Hakk’a yürüyen bu yolda niyazımız; birliğin, dirliğin ve kardeşliğin daim olmasıdır.
Turan Güner
Şah Hatayı Cemevi Başkanı