"Tükenmiş Bir Nesil, Kayıp Bir Gelecek: Türkiye'de Gençlik, Eğitim ve İstihdam Politikalarının Eleştirisi"

Okunma: 98836
Sultangazi 4 Nisan 2026 14:04
Videoyu Aç "Tükenmiş Bir Nesil, Kayıp Bir Gelecek:  Türkiye'de Gençlik, Eğitim ve  İstihdam Politikalarının Eleştirisi"
A
a

Yaşam Gazetesi Sorumlusu Haydar Sürgeç, Murat Köprücü ile Türkiye'nin gençlere yönelik eğitim ve istihdam politikalarını, yapılan hataları ve çözüm önerilerini konuştu.*

Haydar Sürgeç: Sayın Köprücü, hoş geldiniz. Bugün, aslında her konuşmamızın temelinde olan ama özel olarak ele almadığımız bir konuyu masaya yatıracağız: gençlerimiz. Geleceğimiz olan gençler, bugünün Türkiye'sinde nasıl bir tabloyla karşı karşıya? Eğitimden istihdama, sosyal hayattan psikolojiye kadar hangi yapısal sorunlar onları kuşatıyor ve bu sorunlar toplumun farklı kesimlerini nasıl etkiliyor?
 
Murat Köprücü: Haydar Bey, öncelikle bu hayati konuyu gündeme taşıdığınız için teşekkür ederim. Gençlik, insan yaşamında kimlik arayışının yoğunlaştığı, büyük bir dinamizmin yaşandığı özel bir dönemdir. Bu bakımdan gençliğe dönük politikalar, toplumların geleceğini şekillendirecek sonuçlar doğurur. Zira gençler, içinde bulundukları geçiş dönemi itibarıyla birçok sorun alanı oluşturma olasılıklarına karşın, verimli ve dinamik potansiyelleriyle ülkeleri açısından çok büyük bir güç durumundadır. Doğru planlanan ve uygulanan gençlik politikaları, ülkeler için stratejik anlamda itici güç oluştururken, tersi durumda toplumsal sorunlar ve enerji kaybı söz konusudur.
 
Bugün Türkiye'de gençlerin karşı karşıya olduğu tablo, iç açıcı olmaktan çok uzaktır. 2024 verilerine göre 15-24 yaş grubunda işsizlik oranı %16,3, NEET (Ne Eğitimde Ne İstihdamda) oranı ise %22,9 seviyesindedir. Bu oranlar, her dört gençten birinin eğitim ve istihdamın dışında kaldığını göstermektedir. Daha da vahimi, bu tablo genç kadınlarda keskinleşmektedir: 15-24 yaş kadın işsizliği %22,3, kadın NEET oranı ise %30,1’dir. Yani her üç genç kadından biri ne okuyor ne çalışıyor.
 
Haydar Sürgeç: Bu rakamlar gerçekten çarpıcı. Peki gençleri bu noktaya getiren süreçte eğitim sistemimizin rolü nedir? Geçmişten günümüze eğitim politikalarında ne gibi hatalar yapıldı?
 
Murat Köprücü: Eğitim sistemi, Türkiye'nin en çok tartışılan alanlarından birisi olma vasfını hiçbir zaman kaybetmedi. Türkiye'de hiçbir konuya eğitim kadar ideolojik yaklaşılmadı. Cumhuriyeti kuran kadrodan bugüne tüm iktidarlar, toplumsal hayat içerisinde siyasi gelecek kazanmak amacıyla eğitim devrimlerine özel ve yoğun bir gayretle sarılmışlardır. Sorun da tam buradadır: Eğitimi konuşmaya başladığımızda önümüze çıkan en büyük engel, siyaset ve ideolojiler üzerinden konuşma mecburiyetidir.
 
Her iktidar değişikliğinde üzerinde oynanan bir eğitim politikası, Türkiye'nin makûs talihi olmuştur. Hatta aynı partinin iktidarlarında dahi farklı hükümet ve milli eğitim bakanları, eğitim politikalarını sürekli olarak değiştirmiştir. Bu istikrarsızlık, eğitim sisteminin kurumsallaşmasını, birikim yapmasını engellemiştir.
 
Türk eğitim sisteminin en büyük yapısal sorunu ise sınav odaklı yaklaşımıdır. Uzun yıllardır sınav odaklı bir yapıya sahip olan sistem, öğrencilere sadece sınav başarısı kazandırmakla kalmamış, aynı zamanda eleştirel düşünme, problem çözme ve yaratıcılık gibi önemli becerilerin gelişimine engel olmuştur. Sınav odaklı eğitim, öğrencilerin öğrenmeye yönelik motivasyonlarını düşürmekte, standart bir müfredat üzerinden öğrencilerin bireysel farklılıklarını göz ardı etmekte, pratik uygulamaların yetersiz kalmasına ve yaratıcılığın bastırılmasına yol açmaktadır.
 
Haydar Sürgeç: Sınav odaklı sistemin öğrenciler üzerindeki psikolojik etkilerini de konuşalım. Yüksek rekabet ve sınav stresi, gençlerimizin ruh sağlığını nasıl etkiliyor?
 
Murat Köprücü: Sınav odaklı eğitim sisteminin en yıkıcı etkilerinden biri, öğrencilerin psikolojisi üzerinde yarattığı tahribattır. Yüksek oranda rekabet ve sınav stresi, öğrencilerde kaygı bozuklukları, depresyon ve tükenmişlik sendromu gibi ciddi psikolojik sorunlara neden olabilmektedir. Öğrenciler, sadece sınav başarısına odaklanmak zorunda kaldıkları için kendi yeteneklerini, ilgi alanlarını keşfetme fırsatı bulamamakta, kendilerini sürekli bir yarışın içinde kaybolmuş hissetmektedirler.
 
Dahası, sınav odaklı sistem, öğrenciler arasında rekabeti artırırken olmaktadır. ve takım çalışması gibi önemli sosyal becerilerin geri plana atılmasına neden olmaktadır. Öğrenciler, birlikte öğrenmek, birbirlerini geliştirmek yerine birbirlerini rakip olarak görmeye alışmakta, bu da toplumsal dayanışma duygusunu zayıflatmaktadır.
 
Haydar Sürgeç: Eğitim sistemimizdeki bu sorunların doğal bir sonucu olarak, gençlerin işgücü piyasasına geçiş sürecinde de ciddi sıkıntılar yaşanıyor. "İlk iş bariyeri" olarak adlandırılan bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
Murat Köprücü: Eğitim ile istihdam arasındaki kopukluk, belki de gençlerin yaşadığı en büyük travmadır. Yıllarca sınavlara hazırlanarak, üniversite bitirerek "bir yerlere geleceğini" zanneden gençlerimiz, mezuniyet sonrası acı bir gerçekle yüzleşmektedir. 2024 verilerine göre, lisans mezunlarının ortalama ilk işe yerleşme süresi 14,4 aydır. Bir buçuk yıl! Gençler, aldıkları eğitimin karşılığını bulmak için bir buçuk yıl beklemek zorunda kalmaktadır.
 
Bu süre, sadece bir bekleme süresi değildir. OECD'nin vurguladığı gibi, uzun bekleme süreleri gelir kaybı ve beceri erozyonu riskini büyütmektedir. Yani mezun olduktan sonra iş bulamayan genç, zaman içinde okulda öğrendiklerini de unutmakta, işgücü piyasasında rekabet gücünü kaybetmektedir. İLO da genç istihdamında kırılganlıkların kalıcılaşabileceğine dikkat çekmektedir.
 
Haydar Sürgeç: İşgücü piyasasında gençleri bekleyen bir başka sorun da "vasıfsız işler" ve "düşük ücretler" olarak karşımıza çıkıyor. İŞKUR verileri, işe yerleştirmelerin büyük kısmının düşük vasıf gerektiren mesleklerde olduğunu gösteriyor. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
Murat Köprücü: İŞKUR'un 2025 verileri, Türkiye'de işgücü piyasasında hizmet ve düşük/orta vasıf gerektiren mesleklerin istihdam yaratmada öne çıktığını göstermektedir . En fazla işe yerleştirmenin yapıldığı meslekler arasında silahsız özel güvenlik görevlisi, turizm ve otelcilik elemanları ile reyon görevlileri yer almaktadır . Yani üniversite mezunu gençlerimiz, yıllarca eğitim aldıktan sonra düşük vasıf gerektiren, genellikle asgari ücretle çalıştıkları işlerde istihdam edilmektedir.
 
Daha da çarpıcı olan, eğitim düzeyine göre işe yerleşme verileridir. İŞKUR'a göre iş bulmada en yüksek pay lise mezunlarına aittir. Lise mezunlarını ilköğretim mezunları takip ederken, önlisans ve lisans mezunlarının işe yerleşme sayılarının daha düşük kaldığı dikkat çekmektedir. Yani eğitim seviyesi yükseldikçe iş bulma şansı azalmaktadır. Bu, eğitim sisteminin işgücü piyasasının ihtiyaçlarıyla tamamen uyumsuz olduğunu göstermektedir.
 
Haydar Sürgeç: Tüm bu verilerin ışığında, gençlere yönelik politikaların toplumun farklı kesimleri üzerindeki etkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Özellikle kadın gençler, kırsal kesimdeki gençler, dezavantajlı gruplar...
 
Murat Köprücü: Sorunuz çok önemli. Gençlik politikalarındaki yapısal hatalar, toplumun tüm kesimlerini eşit şekilde etkilemiyor; kırılgan gruplar çok daha ağır bedeller ödüyor. Genç kadınlar, bu konuda en çarpıcı örneği oluşturuyor. Daha önce de belirttiğim gibi, genç kadınlarda işsizlik oranı %22,3, NEET oranı ise %30,1’dir. Her üç genç kadından biri ne eğitimde ne istihdamda. UNDP'nin vurguladığı gibi, genç kadınların işgücü piyasasına girişinde sadece konjonktürel değil, yapısal engeller de etkili olmaktadır.
 
Kırsal kesimdeki gençler ise ayrı bir kırılgan grup oluşturmaktadır. Tarımda istihdam edilen genç sayısı giderek azalmakta, genç nüfus kırsaldan kentlere göç etmektedir. Bu durum hem kırsal kesimde üretimin düşmesine hem de kentlerde işsiz genç nüfusun artmasına yol açmaktadır.
 
Dezavantajlı gruplar arasında engelli gençler, koruma altındaki gençler, göçmen gençler de benzer şekilde sistemin dışına itilmektedir. Eğitim ve istihdam politikaları, bu grupların özel ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde tasarlanmadığı için, bu gençlerimiz toplumsal hayatın dışında kalmakta, yoksulluk ve dışlanma döngüsüne hapsolmaktadır.
 
Haydar Sürgeç: Bu kadar kapsamlı ve derin sorunlar karşısında, çözüm nedir? Geleceğimiz olan gençlerimiz için nasıl bir yol haritası çizmeliyiz?
 
Murat Köprücü: Çözüm, bütüncül, kurumsal ve uzun vadeli bir reform programından geçiyor. İşte atılması gereken temel adımlar:
 
Eğitimde Yapısal Reform. Öncelikle, sınav odaklı eğitim modeli terk edilmeli, yerine öğrenci merkezli, beceri odaklı bir model getirilmelidir. Öğrencilerin bireysel farklılıklarını dikkate alan, öğrenme hızlarına ve tarzlarına uygun esnek müfredatlar oluşturulmalıdır. Teorik bilgi kadar pratik beceriler de önemsenmeli, eğitim programları öğrencilere somut beceriler kazandıracak şekilde yapılandırılmalıdır. Eleştirel düşünme, problem çözme, yaratıcılık ve iş birliği gibi 21. yüzyıl becerileri, müfredatın merkezine yerleştirilmelidir.
 
Eğitim-İstihdam Bağlantısının Kurulması. Eğitim kurumları ile iş dünyası arasında güçlü bir iş birliği mekanizması oluşturulmalıdır. Üniversitelerin müfredatı, işgücü piyasasının ihtiyaçlarıyla uyumlu hale getirilmeli, sektörel iş birlikleri güçlendirilmelidir. Mesleki eğitim kanalları (MESEM gibi) ölçek büyütülmeli, ancak etkinliği sistematik olarak ölçülmeli ve şeffaf bir şekilde raporlanmalıdır.
 
Genç İstihdamına Yönelik Aktif Politikalar. İŞKUR'un düzenlediği mesleki eğitim programları, staj imkanları ve Ulusal Staj Programı gibi uygulamalar, gençlerin işgücü piyasasına geçişini kolaylaştırmada önemli araçlardır. Ancak bu programların etkinliği artırılmalı, izleme ve değerlendirme sistemleri güçlendirilmelidir. Genç girişimciliği teşvik edilmeli, gençlere yönelik özel kredi ve hibe programları oluşturulmalıdır.
 
Kırılgan Gruplara Yönelik Özel Politikalar. Genç kadınlar, kırsal kesimdeki gençler, engelli gençler, koruma altındaki gençler ve göçmen gençler için özel destek mekanizmaları geliştirilmelidir. Bu grupların eğitime ve istihdama erişimini kolaylaştıracak pozitif ayrımcılık politikaları hayata geçirilmelidir. Özellikle genç kadınlar için kreş desteği, esnek çalışma modelleri ve mentorluk programları gibi uygulamalar yaygınlaştırılmalıdır.
 
Eğitime Kamu Yatırımının Artırılması. Türkiye, OECD ülkeleri arasında öğrenci başına düşen kamu yatırımının en düşük olduğu ülkelerden biridir. Eğitime ayrılan kaynaklar artırılmalı, bu kaynakların verimli kullanımı sağlanmalıdır. Okul öncesi eğitimden yükseköğretime kadar her kademede nitelikli eğitime erişim garantilenmelidir.
 
Gençlik Politikalarında Kurumsallaşma ve Sürdürülebilirlik. Gençlik politikaları, siyasi iktidarların insafından çıkarılmalı, anayasal güvence altına alınmalıdır. Gençlik ve Spor Bakanlığı başta olmak üzere ilgili kurumların koordinasyonu güçlendirilmeli, gençlik politikaları uzun vadeli ve sürdürülebilir bir vizyonla belirlenmelidir.
 
Haydar Sürgeç: Tüm bu reformları hayata geçirecek siyasi irade nasıl oluşacak? Toplum olarak gençlerimizin geleceğini nasıl sahipleneceğiz?
 
Murat Köprücü: Haydar Bey, bu soru, tüm tartışmanın kalbini oluşturuyor. Gençlik politikalarındaki başarısızlık, aslında bir tercih meselesidir. Her iktidar, kısa vadeli popülist beklentilerle uzun vadeli yapısal reformlar arasında bir tercih yapmak zorunda kalmış ve maalesef çoğu zaman kısa vadeli popülizmi tercih etmiştir. Gençlerin oyları, gençlerin geleceğinden daha önemli görülmüştür.
 
Çözüm, gençlerin ve toplumun her kesiminin bu reformları sahiplenmesi, bunun için siyasi iradeyi zorlamasıdır. Gençler, kendi gelecekleri için taleplerini yüksek sesle dile getirmeli, sivil toplum örgütleri bu talepleri organize etmeli, medya gençlik sorunlarını sürekli gündemde tutmalıdır. Siyasi partiler, gençlik politikalarını seçim beyannamelerinin değil, devlet politikasının merkezine koymalıdır.
 
Unutmayalım, bir ülkenin geleceği, gençlerine nasıl baktığıyla ölçülür. Bugün eğitimde, istihdamda, sosyal hayatta gençlerimizin yaşadığı sıkıntılar, yarın hepimizin yaşayacağı bir toplumsal çöküşün habercisidir. Her dört gençten birinin ne eğitimde ne istihdamda olduğu bir ülke, sürdürülebilir bir gelecek kuramaz. Her üç genç kadından birinin işgücü piyasasının dışında kaldığı bir toplum, kalkınma hedeflerine ulaşamaz.
 
Sonuç olarak, Türkiye'de gençlere yönelik eğitim ve istihdam politikaları, yapısal hataların, kurumsal zayıflıkların ve siyasi popülizmin kurbanı olmuştur. Bu hataların bedelini en ağır şekilde genç kadınlar, kırsal kesimdeki gençler ve dezavantajlı gruplar ödemektedir. Çıkış yolu, sınav odaklı eğitim modelini terk eden, eğitim-istihdam bağlantısını kuran, kırılgan gruplara yönelik özel politikalar geliştiren, eğitime yatırımı artıran ve gençlik politikalarını kurumsallaştıran bütüncül bir reform programından geçmektedir. Bu programın hayata geçirilmesi, siyasi iradenin yanı sıra toplumsal mutabakatı ve kurumsal güvenceleri gerektirmektedir. Aksi takdirde, her yeni nesil aynı sorunlarla, aynı hayal kırıklıklarıyla, aynı kayıp gelecekle yüzleşmeye devam edecektir.
 
Haydar Sürgeç: Çok teşekkür ederiz Sayın Köprücü. Gençlerimizin geleceği için umut verici bir yol haritası çizdiniz.
 
Murat Köprücü: Ben teşekkür ederim. Unutmayalım, gençler sadece geleceğimiz değil, bugünümüzdür. Onların potansiyelini açığa çıkarabildiğimiz ölçüde, Türkiye hak ettiği yere ulaşabilecektir. Bu sorumluluğu hep birlikte taşımalıyız.
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat