Alevi inancında yol, insanın kendine doğru yaptığı en uzun ve en çetin yolculuktur. Bu yolculukta dört kapı vardır; her kapı insanı bir başka idrak düzeyine taşır. Bu kapıların en yücesi ise Hakikat Kapısı’dır.
İmam Cafer-i Sadık Buyruğu’nda hakikat; incidir. Sözün anlamına ermektir, kendi özünü bilmektir, gerçeği görmektir. Hakikat; fazilettir, candır, kilittir, ışıktır. İnsanı karanlıktan aydınlığa çıkaran sırdır.
Hakikat Kapısı, insanın geldiği öz ile yeniden özleştiği makamdır. Bu makamda gönül gözü açılır. İnsan yalnızca görüneni değil, görünmeyeni de idrak eder. Sır perdeleri aralanır. Ruh huzura kavuşur. Nefis arınır. Ham olan pişer, pişen yanar ve yanarak olgunlaşır. İşte bu olgunluk, “velilik” makamının kapısını aralar.
Hakikat; Enel Hakk idrakine varmaktır. Hakk’la Hakk olmaktır. Ayrılığı ortadan kaldırmaktır. Bu makam, mürşidlerin ulaşmak istediği son mertebedir. Çünkü burada insan, kendini değil Hakk’ı konuşur; benliğini değil hakikati yaşar.
Alevilikte arif insanların muhabbetine katılmak ibadettir. Çünkü onların sözünde ilham vardır. İlham, Tanrı vergisidir; arınmış gönüllere iner. İlhamda aldanma yoktur. Orada kibir değil tevazu, gösteriş değil hikmet vardır. Hakikat makamına ulaşan bir canın muhabbeti, dinleyenlere esenlik ve huzur verir.
Yolumuzda en yüce makam mürşidlik makamıdır. Mürşid; yalnızca öğreten değil, yaşayan ve yaşatandır. Onun bir alt mertebesi pirlik, ardından rehberlik ve taliplik gelir. Bu hiyerarşi bir üstünlük değil, bir sorumluluk zinciridir. Her makam bir hizmet kapısıdır.
Marifet Kapısı ise insanı ilimle kemale erdirir. İlme’l-yakin, Ayne’l-yakin ve Hakk’el-yakin aşamalarıyla kişi bilgiden idrake, idrakten hakikate yürür. Marifet; evrenin özünü anlamaya, kötülüğü ortadan kaldırmaya, insanı olgunlaştırmaya hizmet eder. Bu makamda “ölmeden önce ölmek” sırrı yaşanır; yani nefsin ölümü, hakikatin dirilişi gerçekleşir.
Tasavvuf dilinde buna “seyri sülük” denir. Dünya kirlerinden arınmak, hırsı ve kötülüğü terk etmektir. Pirler çözemediği meseleyi mürşide götürür; çünkü yol, istişare ve tevazu yoludur.
Hakikat Kapısı’na eren insan hem zahiri hem batıni âlemi birlikte yaşar. Sürekli kendini aşma, sürekli bir cezbe halindedir. Ancak bu hal dünyadan kopmak değildir; aksine Hakk’tan halka inmektir. Hizmet etmektir. Zulme karşı durmaktır. Haksızlığa boyun eğmemektir. Bu anlamda yolumuzun büyüklerinden Hacı Bektaş Veli bizlere en güzel örnektir. O, hakikati yalnızca anlatmamış; yaşamış ve topluma taşımıştır.
Hakikat bir makam değil, bir sorumluluktur. Hakk’ı bilen, halka hizmetle yükümlüdür. Yol evladı olmak, yalnızca bir aidiyet değil; bir ahlak, bir duruş, bir cesaret meselesidir.
Bizler, Şah Hatayı Cemevi’nde bu anlayışla hizmet etmeye gayret ediyoruz. Amacımız; insanı insanda görmek, gönülleri birlemek, muhabbeti çoğaltmak ve hakikatin ışığını diri tutmaktır.
Çünkü hakikat; uzaklarda değil, insanın kendi özündedir. Özüne yürüyen, Hakk’a yürür.
Turan Güner
Şah Hatayı Cemevi Başkanı
https://www.yasamgazetesi.net/haberprint/hakikat-kapisi--oz-e-yuruyusun-son-duragi-226517.html