Hayat bazen en güçlü sandığımız insanları bile en derin yerinden sınar. Sazın teline dokunduğunda yüreklere dokunan, türküleriyle acıyı, hasreti ve umudu dile getiren bir sanatçı… Ve şimdi, kendi içindeki en büyük acıyla baş başa.
İbrahim Ocak…
Türkülerin efendisi, halkın sesi, Anadolu’nun yüreği…
Ama bugün ne sahnede, ne bir türkünün dizelerinde… Bugün o, sadece annesini kaybetmiş bir evlat.
Çünkü insan kaç yaşına gelirse gelsin, annesini kaybettiğinde çocuk kalır.
Bir annenin yokluğu, kelimelerle anlatılabilecek bir boşluk değildir. Hele ki evladını var eden, ona sadece hayat değil, aynı zamanda ruh veren bir annenin ardından… O boşluk, insanın içine çöken bir sessizliktir. İşte o sessizlik, bugün belki de İbrahim Ocak’ın en ağır türküsü.
Sanatçılar acıyı en iyi anlatan insanlardır deriz. Ama bazı acılar vardır ki, anlatılmaz… Söze dökülmez… Sadece yaşanır. Belki bundan sonra onun türkülerinde daha derin bir hüzün, daha yakıcı bir hasret olacak. Çünkü artık o türkülerde bir annenin yokluğu saklı olacak.
Bir annenin duası, insanın hayatındaki en görünmez ama en güçlü kalkandır. Şimdi o dua göğe yükseldi. Ama bilinir ki, anneler gittikten sonra da evlatlarının üzerinden ellerini çekmezler. Onların sevgisi, bu dünyadan daha büyüktür.
Bugün bir sanatçının değil, bir evladın acısını paylaşıyoruz.
Bugün alkışlar değil, dualar yükseliyor.
İbrahim Ocak’a sabır, metanet ve başsağlığı diliyoruz.
Annesine ise… Rahmetle, saygıyla ve minnetle…
Ve belki de en doğru cümle şu:
Bazı acılar türkü olmaz… Çünkü türküye sığmaz.
https://www.yasamgazetesi.net/haberprint/bir-annenin-ardindan--sessizlesen-turkuler-256711.html